ÖNDEN ÖKÜZLER GİTTİ
Yerel seçimlerle birlikte vaatler arttıkça,
Ve yeni alanlar açılmaya başladıkça geçmişin ne olduğu ve nereye doğru gittiğimizi görelim dedik.
80 darbesinde Cuma panayırı vardı.
Daha çocuktuk. Hem panayırı gezecek hem de hayvanları satacaktık.
Yoldan çevirdiler.
Darbenin anlamını bilmeyen biz çocuklar panayır görme, tanıma zevkinden mahrum kalmıştık. Eve kapanın dediler.
Akerler geliyor sokağa çıkma yasağı var.
Köyde kim dinler.
Herkes tarlasına çoban çobanlığına devam etti
Ancak biz darbenin ne olduğunu çocuk aklıyla anlamadan panayırı görememenin verdiği kızgınlıkla geçirdik.
Sonra ne oldu.
Seçimler oldu ve Özal dönemi başladı.
Serbest piyasa ekonomisi dedi, kur döviz derken vatandaş dışarıya açılmaya başladı.
Tabi bunun bir maliyeti olacaktı. Şehre Bursa’ya göçle birlikte ilk firesini verecekti.
Elde avuçta bir şeyler yok.
Ne olacak?
Çocuğuma Bursa’da bir ev lazım,
Sağda solda taşınıp durmasın.
Arsa parası pey parası derken,
Köyden ne varsa götürmeye başladı.
Önce öküzler gitti.
Bursa’ya göçün ilk harcını öküzleri vererek ödedik.
Bir arsa veya bir evin ilk harcını attık.
Ne oldu?
Tarlalar sürülmemeye başlandı.
Tarımsal üretim yavaşlamaya başladı.
Öküzlerin ardından gençler gitti.
Bursa’daki şehir hayatının cazibesi, sigorta şartları daha rahat çalışma isteği derken köyde genç kalmadı. Kalanlara da kız vermediler. Onlar da köyü terk etti.
Köyde kala kala yaşlılar kaldı.
Fazla uzatmayalım.
Şimdi onların dışında duran yok.
Ancak son zamanlarda öküzü giden, genci giden, üretimi biten, geleceği giden dağ yöresinin toprakları da gitmeye başladı.
Arazi satışları dağ yöresinde pandemiden sonra iyice arttı.
Elde avuçta tarlalar vardı onlar da gidiyor.
Şimdi gelelim püf noktaya;
Önce öküzler gitti.
Ardından gençler gitti.
Ardından tarlalar, evler, meralar gidiyor.
Haydi ileride zengin oldun bunların hepsini geri alabilirsin.
Asıl önemlisi kültürümüz gitti.
Eski köy düğünlerimiz nerede?
Danışıklarımıza ne oldu?
Komşuluğumuz, yemeklerimiz, giyim kuşam geleneklerimiz, türkülerimiz,
Dahası dağ kültürümüz gidiyor.
Bunu geri getirebilecek miyiz?
Maddi şeyler alınabilir.
Ya manevi değerlerimiz?
Bugün düğünlerimizi iki yüz metrekarelik bir alanda ne olduğunu anlamadan, iki saat içinde bizden uzak kültürün içinde sıkılarak yapıyoruz.
Ne düğün düğüne, ne cemiyet cemiyete benziyor.
Sonra genç nesle kızıyoruz. Nasıl giyiniyor, nasıl müzik dinliyor, düğünler düğün değil diye.
Velhasıl;
Önce öküzler gitti.
Sonra gençler,
Sonra topraklar,
Ve sonra da kendimiz, kültürümüz gidiyor.
Karar sizin. Kara tablo sizin.
Önümüzde yerel seçimler var.
Projelerinizi görelim.

